Hürriyet İK - 2010

ADAYLAR DA YALAN SÖYLÜYOR ŞİRKETLER DE
 
Uzun zamandır işsizsiniz. Birçok yere başvuru yaptınız. Ve bir gün telefonunuz çaldı ve görüşmeye çağrıldınız. Bu işe gerçekten ihtiyacınız var ve mülakatta kendinizi göstermek zorundasınız. Onca aday arasından sıyrılabilmek ve işi kapabilmek için varınızı yoğunuzu ortaya koyacaksınız. Varınızı göstermede bir problem yok tabii. Peki ya yoğunuzu ortaya koymak nasıl olacak?
 
Bazı adaylar yoklarını küçük büyük yalanlarla bertaraf ediyor; olmayanı varmış gibi, kendini farklı gösteriyor. Bunu yapan sadece adaylar mı? Hayır! Aradıkları elemanı kapmak ya da kendilerini olduklarından daha iyi göstermek için boş vaatlerde bulunan şirketler de yok değil. Sonuç her iki taraf için de aynı: Hayal kırıklığı. Tek fark, yalan söyleyen aday affedilmezken yalan söyleyen şirket hoş görülüyor; kandırılan eleman sineye çekip çalışmaya devam ediyor.
 
“Şirketin Rusya kadrosunda görev alabilmek için patrona Rusça bildiğimi söyledim. Nasıl olsa üç ay sonra başlayacak operasyona kadar Rusçayı sular seller gibi öğrenebilirdim. Ama kim bilebilirdi Rus ortaklarımızın İstanbul’a geleceğini!..”
 
Pek çok çalışan açıkça itiraf etmese de, ortaya çıkacağını bile bile iş görüşmesi sırasında yalan söylüyor. Bu örnekte olduğu gibi “işi kapayım da nasıl olsa bir şekilde hallederim” diye düşünenlerin sayısı çok. Yalanların büyük bölümü mülakatlar esnasında insan kaynakları uzmanları tarafından anlaşılıyor. Vücut dili adayları ele veriyor. Bazen adayın gözlerini kaçırmasından, bazen ses tonundan, bazen yüzünün aldığı ifadeden yalan söylediğini anlamak münkün. Tabii bunları bir insan kaynakları uzmanını anlaması için iyi bir mülakat tecrübesi olması ve adayların psikolojisini yakından tanıması gerekiyor. Adayın verdiği açıklar dışında yalanı ortaya çıkarmak için yöntemler de var. Bunlardan biri mülakatçının kontrol soruları sorması, adayın ilgisini başka yöne çekip asıl konuya aniden dönmesi gibi işe alıma özgü yöntemler. İnsan Kaynakları Uzmanı Mehmet Erkan, söylenen tüm yalanların mülakat esnasında tespit edildiğini söylemenin iddialı olacağını belirtiyor. Zaten adayların yalanları veya yanlış beyanları varsa, bunları da mülakat dışındaki işe alım araçları ile denetlemek mümkün. Örneğin referans kontrolleri, insan kaynakları bölümleri için bir nevi mülakatın “sağlaması” görevini yerine getiriyor. Adayın referansları, özellikle eski yöneticileri aranarak başta işten ayrılma sebebi olmak üzere tüm ifadeleri kontrol ediliyor. Yani eski şirketinizden birilerini referans olarak gösteriyorsanız, şirketle ya da eski görevinizle ilgili yalan söylememeye bakın.
 
Yalan iki şekilde anlaşılıyor:
 
Bir, aday kendi kendini ele veriyor. Her konuyu gayet rahat anlatan aday bir konudan bahsederken gözlerini kaçırmaya, sesini yükseltmeye veya alçaltmaya, mimiklerini değiştirmeye başlıyorsa, bu durum mülakatçıda şüphe oluşturuyor. Ardından (deneyimli) mülakatçı konunun üstüne giderek adayı sıkıştırıyor.
 
İki, mülakatçı çeşitli yöntemlerle bu durumu tespit ediyor. Yalan bir nevi dikkat ve tutarlılık sağlama çabası olduğundan, adayın dikkatini dağıtarak, ifadeleri arasındaki tutarlılık sorgulanıyor. Bu yapılırken de mülakatın farklı zaman dilimlerinde, birbirini kontrol eden sorular sormak en çok kullanılan yöntem.
 
Hiç kovulan yok, herkes istifa ediyor!
 
En çok yalan işten ayrılma sebepleriyle ilgili söyleniyor. Aday, çalıştığı işyerinden kovulsa da “ben istifa ettim” diyor. Sebebi sorulduğunda da “kurumsal değildi, kariyer imkanları kısıtlıydı, kendimi geliştiremiyordum” gibi yuvarlak cevaplar veriliyor. İşten ayrılma sebepleri dışında, elde edilen başarılar, eski işyerindeki performans, hayat şartları sonucu yapılan zorunlu şeylerin (üniversite bölüm tercihi, ilk işyeri tercihi vb) bilinçli tercihler gibi gösterilmesi, iş ilanlarında belirtilen tüm özelliklere (takım çalışması, iletişim, ikna, analitik zeka vb) sahip olduğunu iddia etme, dürüst olduğunu söyleme en yaygın yalanlar.
 
Peki İK’cıların yalan söyleyen bu adaylara karşı tutumu nasıl oluyor? Adayın yüzüne yalanı hiçbir zaman vurmadıklarını söyleyen Erkan, yalanın affedilmediğini de vurguluyor. “Sonuçta iş hayatında en önemli erdem, dürüstlük. Yalan beyanda bulunan adaylar hemen kara listeye veya olumsuzlar dosyasına alınıp, bir daha iş görüşmelerine davet edilmiyor.”
Adayların neden yalan söylediği de önemli. Öncelikle adayın gerçekten yalan söylediği mi yoksa bir hata sonucu yanlış bilgi mi verdiği araştırılmalı. Genelde işi kapmak için ya da daha fazla ücret, unvan ve sosyal hakka sahip olmak için yalan söyleniyor. Her ikisi için de sebep belli: Kişinin aslında o pozisyon için yeterli olmaması ve durumu kurtarmaya çalışması. Mülakatın sırrı dürüst olmak ve kendini oynamak, diyen Erkan gerçekten işi hak eden, yeterli özelliklere sahip adayların yalana başvurmayacağını belirtiyor: “Biz de bu düşünceden hareketle yalan söyleyenleri hemen eleriz zaten.”
 
Erkekler ve satışçılar daha çok yalan söylüyor
 
Erkan en çok yalan söyleyen adayların satışçılar olduğunu söylüyor. “Ben bu zamana kadar görüştüğüm tüm satışçıları düşünsem ve onların çalıştıkları dönemde şirketlerindeki satışı yüzde kaç artırdıklarının bir ortalamasını hesaplasam, herhalde yüzde 700 gibi bir rakam çıkar ortaya. Satışçılar özellikle geçmiş başarıları noktasında biraz kantarın topuzunu kaçırıyorlar. Genelde iletişim, dışa dönüklük, ikna, ilişki yönetimi gerektiren pozisyonlardaki kişiler daha fazla yalan söylüyorlar ya da söyleme eğiliminde oluyorlar. Analitik düşünceye sahip, içe dönük kişiler ise daha mütevazı ve doğrudan yana oluyorlar. Benim yaptığım görüşmelerde en az yalan söyleyenler finansçılar ve mühendislerdi.” Erkan bulunduğu 3 bin mülakattaki tecrübelerine dayanarak erkeklerin yalana daha meyilli olduklarını söylüyor. Kadın adaylar ise, gerçekten rahat çalışabilecekleri, kariyer imkanı olan, kurumsal ortamları tercih ettikleri için, görüşmelerde de mülakatçıdan bu konularda dürüst açıklamalar bekliyorlar. Bunun için de kendileri de kartları açık, doğru oynuyorlar. Erkek adaylarda ise, geçim yükü daha çok onların omuzları üzerinde olduğu için, ücret, unvan, sosyal haklar vb konular yönünden daha fazlasına sahip olma düşüncesi hakim. Bu da onları ister istemez hırsa ve yalana sevk ediyor. Hiç mi doğruları söyleyen yok? Tabii ki var, hatta mülakatta doğruyu söyleyenlerin sayısı yalan söyleyenlerin sayısından daha fazla. Genelde eğitimine, tecrübesine, akademik geçmişine, özetle kendine güvenen adaylar yalana hiç ihtiyaç duymuyor. Fakat pozisyon için kendini yetersiz görenlerde yalan söyleme eğilimi artıyor.
 
Özgeçmiş araştıran şirketler var
 
Yalanlar sadece mülakatta ortaya çıkmıyor. Özgeçmiş araştırması (Background Check) denen, mevcut çalışanların ya da işe yeni alınacak elemanların özgeçmişlerinde bulunan eğitim ve iş geçmişlerini, profesyonel yetkinliklerini, referanslarını baştan sona doğrulamaya yarayan; kişinin başvurusu sırasında verdiği bilgilerin gerçekliğinden emin olmak için yapılan bir araştırma var.
 
İndus Danışmanlık bu hizmeti Ağustos 2008’den beri firmalara sunuyor. Bankacılık, ilaç ve lojistik sektörü ağırlıklı olmak üzere, hem orta ölçekli hem de büyük ölçekli pek çok şirket de bu hizmetini alıyor. İndus Danışmanlık Kurucu Danışmanı M. Efsun Yüksel Tunç, yaptıkları araştırmalarda adayların özellikle sertifika ve yurtdışı eğitim programlarında süre, sertifika veren kurum adı ve içerik bilgilerinde farklı bilgiler verdiğini söylüyor. Ayrıca diğer bir farklılık da geçmiş işindeki iş tanımının genişletilerek özgeçmişe yazılması. Indus Danışmanlık’a ulaşan özgeçmişlerin yüzde 20’sinin çok ciddi tutarsızlıklar içerdiği anlaşılmış. Yeni mezun ya da iş tecrübesi 2 yılı geçmeyen çalışanların özgeçmişlerinde çok sayıda “hata” (!) görülüyor. Temelinde ekonomik sebepler olmakla birlikte, uzun süreli işsizlik, artan rekabet ortamı, daha çabuk iş bulabilme umudu, diğer adaylardan kendini farklılaştırma isteği gibi nedenler adayları yanlış bilgi vermeye itiyor.
 
Indus Danışmanlık, firmaların denetlenmesini istediği özgeçmişlerde; eski işverenleriyle görüşmeler yaparak, iş yapış şeklini araştırarak, geçmiş iş deneyimlerini kontrol ederek, eğitim, kimlik ve adres bilgilerini doğrulayarak “Background Check”i tamamlıyor. Yüksel özgeçmişteki eğitim bilgileri kontrol edilirken yazılanlarla kontrol sonuçları bazen çok farklı olabildiğini söylüyor. “Yurtdışında bir sertifika programına katılmış ancak onu üniversite bitirmiş olarak gösterenler olabiliyor. Referans kontrolü yaparken ‘kimsenin ekmeğiyle oynamak istemem’ yaklaşımları da karşılaştığımız durumlardan.”
 
Firmalara öneriler:
 
* Yeni işe alımlarda adayların iş başvuru formu doldurmasını sağlayarak imzalarının da bulunduğu bir beyanın alınması özgeçmişi ile karşılaştırılarak ilk kontrolün yapılması sağlanabiliyor. Çünkü bazı adaylar özgeçmişlerinde yalan ve farklı ifadeler kullandıklarını unutup gerçekleri iş başvuru formuna yazabiliyorlar.
 
* Adayın özgeçmişinde yer alan eğitim bilgilerine ait katılım belgeleri, sertifika, diploma gibi belgelerin tasdikli bir kopyası, adayın daha önce çalışmış olduğu firmalardan istenen referans mektupları ve sigorta kayıtlarıyla özgeçmişte belirtilen işe giriş çıkış tarihlerinin çapraz kontrolü, firmaların çalıştıkları ya da çalışacakları adaylara daha çok güvenmesini sağlayabiliyor.
 
* Buna ek olarak özgeçmişinde paylaştığı dernek/kulüp üyelikleriyle ilgili bilgilerin kontrol edilmesi için de özgeçmiş sahibinden dernek/kulüp üyelik kartlarının kopyaları talep edilebilir.
 
Şirketler de yalan söylüyor
 
Şirket yalanları, iş mülakatları esnasında şirket tarafının söylediği yalanlardır. Mehmet Erkan şirket yalanlarını, adayların eski iş tecrübelerini ve de özellikle işten ayrılma sebeplerini dinlerken öğrendiklerini söylüyor. Aday yalanı ile başlayan işe alım süreçleri sonuçlanmazken, şirket yalanları ile başlayan işe alım süreçleri sonuçlanabiliyor, fakat yalan söylenen yani kandırılan aday o şirkette çok durmuyor. Genelde deneme süresinde ayrılma yaşanıyor.
 
Küçük ölçekli, kurumsal olmayan şirketlerde yalan ya da adaya yanlış bilgi verme vakaları daha çok yaşanıyor. Çünkü kurumsallaşamamış şirketlerde işle ilgili görev tanımı, sosyal haklar, yetki ve sorumluluklar net olarak tanımlanmadığından mülakatlarda bunlar doğru bir biçimde aktarılmıyor. Hele bir de mülakatı yapan profesyonel bir İK’cı değilse, yönetimden veya işverenlerden biriyse, adaylara tutulamayacak sözler verme eğilimi, yalan oranı da artıyor.
 
Şirketler neden yalan söylüyor? Bunun farklı sebepleri var. Şirketler genellikle eksik yönlerini görme eğilimde olmuyorlar. Yani sadece adayları değil, kendilerini de kandırıyorlar. Tabii bu durumda da hayal kırıklığı kaçınılmaz oluyor.
 
Araba yerine akbil
 
Erkan, iş mülakatında adayların yalanları kadar adayların anlattığı şirket yalanlarına da şahit olduğunu söylüyor. “Tabii burada bazı adayların ayrıldıkları şirketlere duydukları kızgınlıkla duygusal davrandıkları da bir gerçek.”
 
“Bir adayımız son işinden ayrılma sebebini açıklarken şöyle demişti: Mülakatlar esnasında şirketin biz satış temsilcisi adaylarına araba vereceği söylenmişti. Biz de, işe alınan 3 satış temsilcisi, bu hevesle şirketimize gitmiştik. İşimizde ilk günümüzdü. Satış müdürünün odasına yine hevesle girmiştik. Siyah, şık otomobil anahtarları hayal ediyorduk. Ne görsek beğenirsiniz? Satış Müdürümüzün elinde 3 tane rengârenk Akbil sallanıyor. Bize sabretmemiz söylendi, iki ay otobüslerle gidip gelerek satış yaptık, baktık olmuyor işi bıraktık.”
 
“Yine bir adayımız mülakat esnasında karşısındaki mülakatçıya ‘Şirketinizde performans değerlendirme sistemi uygulanıyor mu?’ diye sormuş. Cevap olumlu imiş. Kişi işe başlayınca görmüş ki performans değerlendirme dedikleri, patronun özellikle akşamları ofisten kafasını içeri uzatması ve kimlerin mesaiye kalıp kalmadıklarını kontrol etmesiymiş.”
 
Şirketlerin en çok yalan söylediği konu ise sigorta. İşe girdikten sonra, sigortasının asgari ücretten yatırıldığını, hatta hiç sigorta yapılmadığını öğrenen çalışan sayısı gerçekten çok.
 
Şirketler nasıl yalan söyleyen adayları affetmiyorlarsa, adaylar da yalan söyleyen şirketleri affetmiyor. Yaşadıklarını mülakatlar, internet forumları vb her alanda dile getiriyorlar. Bu da şirketlere bazen pahalıya mal olabiliyor.
 
Adaylar kendilerine yalan söylendiğini nasıl anlayabilir? Bunun için mülakata gitmeden önce başvuruda bulundukları şirketi iyice araştırmaları çok önemli. Şirket hakkında ne kadar çok bilgiye sahip olurlarsa mülakat esnasında işi o ölçüde sorgulayabilirler. İnsan kaynakları uygulamaları anlamında da asgari düzeyde bilgiye sahip olmak önemli. Başvurulan şirkette bu uygulamaların ne ölçüde hayata geçirildiğini sorgulamak, şirketin profesyonelliği anlamında ipuçları verebilir.
 
Yok Artık Dedirten Yalanlar:
 
* Bir satış temsilcisi adayı, sadece 6 ay çalıştığı şirkette ciroyu % 700 artırdığını belirtmiş.
* Bir aday üniversiteden mezun olur olmaz çalışmaya başladığı bir şirkette 8 ay sonra genel müdür yardımcısı olduğunu ispata çalışmış.
* Bir aday kendisine 3 yerden iş teklifi geldiğini, bu sebeple eğer kendisi ile çalışmak isteniyorsa işe alım sürecinin hızlandırılması gerektiğini söylemiş. Fakat 6 ay sonra şirketi aramış ve daha düşük seviye bir pozisyon için aday olduğunu belirtmiş.
İnternette yer alan bazı itiraflar
* Dünyanın en iyi firmasına satış müfettişliği için başvuru yaptım. Kariyer bilgilerim tutuyor ama kafamın içinde hiçbir bilgi yok.
* Şu anda çalıştığım firmada işe başlarken yapılan mülakatta İngilizcemin nasıl olduğunu sordular. Ben bu soruya hazırlıklı olduğum için önceden kendimi hazırladığım konular hakkında direkt İngilizce konuşmaya başladım, ta ki karşı tarafa soru sorma şansı bırakmayıp, olur alana kadar. İşe girdikten sonra öğrendim ki, mülakat yapan kişi firmanın İspanya ile ilişkiler müdürüymüş, yani İspanyolcası harika, İngilizcesi benimki kadar. Beni asıl mülakata alması gereken kişi o gün ani bir şekilde hastalanmış. Ben de işe girdikten sonra en kısa sürede gerçekten İngilizcemi onların istediği seviyeye getirmek için elimden geleni yaptım. Şu anda çalıştığım firmada yönetici konumundayım.
* İş başvurusu için iki arkadaş görüşmeye gittik. Arkadaşım muhasebeci, bense vasıfsız form doldurdum. Çağırdılar görüşmek için, formdaki bilgilerin hepsini salladım. Ama işe beni aldılar iki yıl çalıştım. Arkadaşım 1 sene sonra iş buldu.
* Şu anda işteyim ve işyerimin bilgisayarından bu itirafı yazıyorum. Birazdan başka bir şirkete iş görüşmesi yapmak üzere çıkacağım ve o işi de yine bu bilgisayardan yaptığım başvuruyla buldum. Benim gibi Boğaziçi mezunu, 3 dil bilen adamı elinizde tutamadınız. Beni resmen kandırdınız, düdük kadar da maaş veriyorsunuz.
 
Kaynak: Hürriyet İK
Yazar: Zeynep Mengi